Archive for Temmuz, 2010

Curcumin bitkisel şifa

Curcumin, köriye kendine has sarı rengini veren zerdeçaldan elde edilir. (Curcumin ve yine köride bulunan kimyon aynı şeyler değildir). ‘Hayatın baharatı’ diye bilinen zerdeçal, Hint mutfağının vazgeçilmez öğeleri arasındadır. Binlerce yıldır Hintli şifacılar tarafından zerdeçal, Ayurveda tıp sisteminin önemli bir parçası olarak kullanılmaktadır. Buzdolabının keşfinden çok uzun süreler önce oksijene maruz kalınca kokuşup bozulan yiyecekleri saklamak için köri ve diğer baharatlar kullanılırdı. Bilimsel çalışmaların curcuminin güçlü bir anti-oksidan olduğunu ortaya çıkarması hiç de şaşırtıcı değildir.

Günümüzde curcumin, romatoid artrit tedavisi için tasarlanan pek çok bitkisel formülün içeriğine dahil edilmiştir. Hindistan’da yapılan çalışmalar, curcuminin reçeteli ve reçetesiz olarak satılan pek çok artrit ilacı kadar güçlü bir anti-iltihap-sal olduğunu göstermiştir. Gerçekten de, artritli hastalarla yapılan çift-kör çalışmalarda, curcuminin reçeteli bir nonsteroidal anti-iltihapsal (NSAID) ilaç olan phenylbutazona kıyasla daha etkili olduğu görülmüştür. Curcuminin NSAID’lerden üstün tarafı, hiçbir yan etkisinin olmamasıdır; oysa NSA-ID’ler mide ağrılarına, kanamalı ülserlere ve bir takım başka problemlere yol açabilirler.

Son zamanlarda, Amerikan Kanser Araştırmaları Kurumu’ndaki bilim insanları, curcumini cilt, meme ve kalın bağırsak kanserlerinin tedavisi açısından test etmeye başladılar. Daha önceden, Pennsylvania State University’deki araştırmacılar, curcuminin meme tümörlerinin büyümesini tetikleyen bazı proteinlerin etkisini baskılayabileceğim bulmuşlardı. Read the rest of this entry »

Alfa Karoten

Alfa Karoten

En iyi 100 listeme, meşhur karotenoid ailesinin ilk üyesi olan alfa karotenle başlıyorum.

Karotenoidler, meyve ve sebzelere doğal renklerini veren maddelerdir. Son zamanlarda araştırmacılar, karotenoidlerin besinleri boyamaktan daha fazlasını yaptığını keşfederek güçlü antioksidan ve anti-kanser özellikleri olduğunu buldular. Bitkilerin büyüyüp gelişmek için güneş ışığına ihtiyaç duymalarına karşın sürekli güneşten yayılan ultraviyole (UV) ışınlara maruz kalmaları, genetik hasara sebep olabilecek kadar tehlikeli serbest radikallerin oluşumunu tetikleyebilir.

Bitkiler hayatta kalabilmek için kendilerini bu baş belası UV ışınlardan koruyacak bir mekanizmaya ihtiyaç duyarlar. Karotenoidler, UV ışınlarını filtreleyen doğal güneş kremleridir; bitki ve insanları çevredeki kanserojen maddelerden korurlar. Bitkilerde 500′den fazla karotenoid çeşidi bulunmaktadır ve bunlardan yaklaşık 50 tanesi yenilebilir meyve ve sebzelerde bulunur. Read the rest of this entry »

Alfa Karoten

Alfa Karoten

En iyi 100 listeme, meşhur karotenoid ailesinin ilk üyesi olan alfa karotenle başlıyorum.

Karotenoidler, meyve ve sebzelere doğal renklerini veren maddelerdir. Son zamanlarda araştırmacılar, karotenoidlerin besinleri boyamaktan daha fazlasını yaptığını keşfederek güçlü antioksidan ve anti-kanser özellikleri olduğunu buldular. Bitkilerin büyüyüp gelişmek için güneş ışığına ihtiyaç duymalarına karşın sürekli güneşten yayılan ultraviyole (UV) ışınlara maruz kalmaları, genetik hasara sebep olabilecek kadar tehlikeli serbest radikallerin oluşumunu tetikleyebilir.

Bitkiler hayatta kalabilmek için kendilerini bu baş belası UV ışınlardan koruyacak bir mekanizmaya ihtiyaç duyarlar. Karotenoidler, UV ışınlarını filtreleyen doğal güneş kremleridir; bitki ve insanları çevredeki kanserojen maddelerden korurlar. Bitkilerde 500′den fazla karotenoid çeşidi bulunmaktadır ve bunlardan yaklaşık 50 tanesi yenilebilir meyve ve sebzelerde bulunur. Read the rest of this entry »

Choline beyin hücreleri

Choline

Beyin hücreleri, nörotransmitterler adlı kimyasal maddeler salarak birbirleriyle “konuşur”. Bu nörotransmitterlerden en önemlisi, acetylcholindir. Yaşlandıkça, nörotransmitterleri miz yüzde 70 oranında azalır; bu da beyin yaşlanmasındaki faktörlerden bir tanesidir. Araştırmacılar, choline tamamlayıcılarının, orta yaşlarda ortaya çıkmaya başlayan normal yaşlanma sürecinin etkilerini geciktirebileceğini düşünüyor. Choline, hafıza fonksiyonlarında yer alan, sinapslar dahil olmak üzere (beyin hücreleri arasındaki iletişim noktaları) sinir hücresi zarlarını koruyabilen, beyin hücrelerinin birbirleriyle ‘konuşabilmesini’ sağlayarak bilgiyi tüm hücrelere dağıtan acetylcholini yapmak amacıyla beyin tarafından kullanılır.

Yaşlandıkça, daha az acetylcholine üretiriz veya üretilen acetilcholinin etkisi daha az olur. Yaşlıların unutkan olmasının nedeni bu olabilir. Cholinin vücutta kullanılması, başta Bl2 vitamini, folik asit ve L-carnitine adlı amino asit olmak üzere çeşitli besinlere bağlıdır.

Choline, phosphatidylcholine veya phosphatidylinositol adı altında da satılabilir. Hangisini bulabilirseniz onu kullanabilirsiniz. Günde 1000 ila 3000 mg alabilirsiniz.

Esansiyel Yağ Asitleri

Esansiyel Yağ Asitleri

Aşırı derecede az yağlı bir diyetle beslenen bir kişi gösterdiğinizde, bu kişinin kuru bir cilde, mat ve cansız saçlara sahip olduğunu hemen fark ederim. Diyetlerimizdeki bazı yağlar, sağlıkla ışıldayan bir cilt için temeldir. Özellikle, gama linoleik asit gibi esansiyel yağ asitleri, cildi esnek ve nemli tutar. Daha önce bahsettiğim bazı tamamlayıcılar (keten tohumu yağı, conjugated linoleic asit, omega-3 yağ asitleri, evening primrose oil) esansiyel (vücutta yapılamadığı için dışarıdan alınması zorunlu) yağ asitleridir. Ancak eğer cildiniz kuruysa, daha iyi bir sonuç almak için esansiyel yağ asidi içeren nemlendirici kullanmanız daha da gereklidir. Esansiyel yağ asidi içerip içermediğini anlamak için ürünün etiketini okuyun. Oral olarak alınması için tasarlanmış esansiyel yağ asidi kapsüllerini cildinize sürmenizi önermiyorum. Bu ürünler hem rahatsız edecek kadar çok yağlıdır, hem de cilt için özel olarak tasarlanmış ürünler kadar fazla emilmezler. Liposom ve hyaluronic asit içeren ürünler de iyi seçimlerdir; çünkü bu tür ürünler, nemi, ciltteki hücrelerin derinliklerine daha etkin şekilde gönderebilirler.